Yapılacak Projeler
-
İSTANBUL ANITLARI RESİMLERİ
( 1 Makale )
İstanbul surlarının içinde kalan arazide 7 tepenin yerinden sıkça bahsedilir. Yaptığım araştırma sonucu sur içi İstanbul’da 7 tepenin bulunduğu mevkileri tespit ettim. Bir kaynaktan aldığım bilgileri yazıyorum. İstanbul’un üzerinde kurulduğu rivayet edilen yedi tepenin sınırları, suriçi adı verilen bölgede, edirnekapı’dan kocamustafapaşa ve sarayburnu’na uzanan üçgen içinde yer alıyor.
Bizans ve Osmanlı dönemlerinde bu tepelerin olabilecek en güzel anıt türü sayılan ibadethanelerle süslendiğini söylüyor.
Yedi tepenin en belirleyici özelliği olan yedi tarihi eseri inceleyelim. Yedi tepe’nin ilki, Sarayburnu’ndan içeri doğru yükselen Ayasofya ’nın, Sultanahmet Camisi'nin ve Topkapı Sarayı’nın bulunduğu yükselti. İkincisi Nuruosmaniye Külliyesi'nin bulunduğu, Çemberlitaş'ın yer aldığı yükselti. Üçüncüsü Süleymaniye, İstanbul Üniversitesi merkez binası olan eski harbiye nezareti'nin bulunduğu yeri de içine alan üçüncü tepe. Dördüncüsü, Unkapanı-Yenikapı hattında bir vadi geçer ve kenti adeta ikiye böler. Güneyde Lykos Deresi vadisine ve Aksaray’a doğru inen, kuzeyde dik yamaçlarla haliç sahiline kavuşan yerde yer alan dördüncü tepeyle üçüncü tepeyi Valens kemeri (bozdoğan) birbirine bağlıyor. Beşinci tepe, Haliç’in hemen kıyısından dik bir yokuşla yükselir. Fener'in üstündeki, Çarşamba’ya geliriz. Yavuz Sultan Selim’in Camisi bu tepenin üzerinde yapılmıştır. Altıncısı, kentin en yüksek tepesi Edirnekapı’nın bulunduğu yerdedir. Bu noktada, mimar Sinan’ın kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan için yaptığı mihrimah Camii’ni görüyoruz. Tepelerin altısı Haliç’e yakın sıralanırken, yedincisi Marmara’ya daha yakındır. Aksaray semtinden surlara ve Marmara sahiline kadar giden bölgede yer alan yedinci tepenin bir tepeden çok bir sırt olduğu da söylenebilir.
Yukarıda bahsedilen mevkilerde tespit edilecek olan alanlarda dikilecek 7 değişik anıt örneğinden bahsetmek istiyorum. Maketleri üç boyutlu hazır hale getirilen sembolik heykellerin anıt haline dönüştürülmesi, bu projenin temelini oluşturuyor. İstanbul sur içinde bulunan 7 tepede anıt olarak semalara yükseldiğini görmek istiyorum. Bu projenin uygulanması kararlaştırılırsa, 7 tepe olarak bilinen semtlerdeki uygun alanlara maketleri yapılmış olan eserlerin 7 metre boyunda abide haline getirilerek, gelişen İstanbul’a günümüzden modern eserlere kavuşturabiliriz.
Güzel İstanbul’umuzun 7 tepesine dikilmesi istenen modern sanat türündeki bu eserlerin, çevreye renk katacağına eminim. Aşağıda resimleri olan 7 heykelin anıtlaştırılması 2010 İstanbul Kültür Başkenti’ne yapacağım küçük bir katkı olacağını düşünüyorum.
Heykeltıraş Ahmet Nuray -
AĞAÇ HEYKELLERİN ULUSLARARASI TANITIM RESİMLERİ
( 1 Makale )
Araştırmalarım sonucunda, Türkiye sınırları içindeki yüzlerce ağaç çeşidinin oyulabilir olduğunu tespit ettim.
Türkiye’nin zenginliklerinin farkına varılmasını amaç edinmiş bir sanatçı olarak, Türkiye’deki ağaçlardan yapılmış heykellerden oluşan bir sergi oluşturmayı ülkeme döndüğümden beri hayal ediyorum. Çeşitli renkteki ve farklı dokulu ağaçları sanatsal bir formda şekillendirerek, ağaçlarımızın ne kadar değerli olduğunu uluslararası sergilerle kanıtlamak her zaman beni etkilemiştir.
Doğanın korunmasının, en az sanatın korunması kadar gerekli olduğunu yine sanatsal bir anlayışla dile getirmek gereğini duyuyorum. Doğaya katkısı düşünülmeden, yerli yersiz her fırsatta ağaçların kesilmesi gelecek nesillere yapacağımız en büyük kötülüktür. Ağaçların kıymetini dile getirerek yapacağımız üç boyutlu eserleri sadece Türkiye’de değil, diğer ülkelerde de sergilemek ise Türkiye’nin tanıtımı için en uygun yöntemlerden biridir.
Böyle bir tanıtımın konu ile ilgili özel sektörlerin yanı sıra devlete de katkısı olacağı aşikârdır. Projenin zenginliği açısından Türk heykeltıraşların ortak çalışmaları gündeme gelebilir.
Heykeltıraş Ahmet Nuray
-
MERMER REZERVLERİ HEYKEL RESİMLERİ
( 1 Makale )
Türkiye’nin öz kaynaklarının ve değerlerinin uluslararası boyutta tanıtılması için heykeltıraşların bu konuya sanatsal yöndeki desteğini sağlamayı amaçlıyorum.
Böylece çok çeşitli renkte ve kalitede olan mermer yataklarımızın uluslararası düzeyde pazarlamasına sanatın katkısının ne derecede önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Türkiye genelinde yılda 400’den fazla yerli ve yabancı ziyaretçilere ev sahipliği yapan fuar organizasyonu gerçekleşiyor. Bunların birçoğunda ülkemizdeki mermer yataklarından elde edilen ürünler sergileniyor. Ancak bu olay fırsat olarak değerlendirilememektedir. Dünya rezervlerinin % 40’ı Türkiye’de olmasına rağmen, yeterli tanıtım yapılamadığı için dünya mermer pazarındaki yeri, çok düşük seviyelerde kalmıştır.
Bu konunun sanatçı görüşüyle ele alınması gerekliliğine inanıyorum. Mermer yatakları ile ilgili kurum ve kuruluşlarla temasa geçilerek bir panel hazırlanabilir. Bu panelde, Türk mermer rezervlerinin önemi, detaylarıyla birlikte konunun uzmanları tarafından açıklanırken, dünya pazarında mermerin sanatla ilişkisinin tarihçesi de anlatılmalı. Mermerin heykel sanatının vazgeçilmez malzemelerinden biri olduğunun farkına varılması sağlanmalıdır. 60’tan fazla renk ve türde olan mermerlerimizin bir heykeltıraşın elinde üç boyutlu bir sanat eseri hale geldiğini göstermek gerekir. Mermer malzemesinin estetik açıdan değerini vurgulamak gerekir. Farklı mermerlerin, maksimum 70-80 cm boyutunda, mermer ocaklarından temin edilerek, sanatçının tarzıyla bütünleşip mücevher haline dönüştürülmesi faydalı bir proje olacaktır. Sanatçı tarafından şekillendirilen eserler, Türkiye ve dünya genelinde mermer sanayisinin tanıtıldığı fuarlarda ortak galeri niteliğindeki bölümlerde izleyicilerin beğenisine sunulabilir. Türk mermer sektörünün tanıtımının yanı sıra, Türk sanatının vazgeçilmez bir parçası olan heykel de dünyaya tanıtılabilir. Türkiye’nin uluslararası tanıtımında sanat ve sanatçıların sağlayacağı katkının ağırlığı da böyle hissettirilebilir. Projenin kapsamının genişletilmesi söz konusu olursa, devlet ve özel sektör dayanışması çerçevesinde düzenlenecek uluslararası sergilerde, yapılan eserler Türk sanatının örnekleri olarak teşhir edilebilir.
Yurt dışında yapılan sergilerde de yabancı sanatçılarla temasa geçilerek istenilen mermer çeşitlerinden oluşan festivaller düzenlenebilir. Hatta projeyi daha da ileri götürerek bienal haline dönüşmesi de sağlanabilir.
Heykeltıraş Ahmet Nuray.
-
TÜRK SİNEMA SEKTÖRÜ HOLLYWOOD RESİMLERİ
( 1 Makale )
Yeşilçam Neden Hollywood olmasın?
Türk sinema sektörünün, özel sektör ve devlet tarafından desteklenmesinin çok maliyetli olduğu düşünülebilir. Ancak akılcı bir proje ile bu sorun çözülebilir.
Araştırmacı sanatçı kişiliğimle heykeltıraşlığı ön planda tutmama rağmen, heykeltıraşlıkla doğrudan ilgili olmayan fikirlerimi de sanatsal bir düşünce yapısı olarak görüyorum.
Heykel konseptli bir yarışmada konu dışı gibi görünen bu projenin aslında Türk sanatının her boyutunu ilgilendirdiğini eminim ki sizler de takdir edersiniz. Projeye, İstanbul sınırları içinde olmak kaydıyla devlet veya özel sektör desteğiyle sinema ile ilgili derneklerle birlikte oluşturulacak yeni bir vakıf için 10.000–20.000 dönümlük bir arazinin tahsisi ile başlayabiliriz. Yetkili makamlarca İstanbul’da belirlenen bir arazi tahsis edilirse, proje hayata geçirilebilir. Bilindiği gibi özel sektörün, örneğin medya kuruluşlarının esas kaynağı sanattır. İstanbul’da sanat faaliyeti gösteren birçok kurum, şehrin çeşitli bölgelerine konumlanmış durumdadır. Sanatın lokomotiflerinden olan tiyatrolara bile yer bulunamaz durumda hâlâ. Konser salonlarının eksikliğini hissetmeyen var mı acaba?
Plastik sanatların kalesi durumunda olan İstanbul’da kendine özgü sanatçıların çalışabileceği atölyeler, eserlerini sergileyebileceği galeriler neredeyse yok denecek kadar azdır. Türk sanatçılarının eserlerini sergileyecek uluslararası boyutta müzelerin de yok denilecek kadar az olduğunu unutmayalım. Bir de kentin her köşesinde mahalle aralarında ulaşılması imkansız adreslerde az sayıda olan sanat galerilerini de unutmadım bu projede. Yeşilçam’ı Hollywood yapalım derken aslında çok daha kapsamlı bir sanat kentini oluşturma hayalleri ile heyecanlanıyorum. Yeşilçam’da, donanımlı stüdyoların olduğu, açık alan imkanının yaratıldığı bir ortamda film yapımcılarının tüm dünyaya biz de varız diyebileceği çalışmalarını görmek, bir heykeltıraşın projelerinden biri olamaz mı?
Günümüz koşullarında dev hamleler yapan Türkiye için bu projenin, yapılması zorunlu projelerden biri olduğunu düşünüyorum. Finans konusunun özel sektör tarafından seve seve karşılanacağına inanıyorum. Her televizyon kurumunun, yayın yapacağı stüdyo yerlerinin de olacağı bu projede üzerine düşen katkıyı yapacağını zannediyorum. Tüm sanatseverlerin akın akın geleceği bir ortamı sanat aktiviteleriyle aranılan en iyi ortamlardan biri haline dönüştürebiliriz. Sanat galerilerini gezmek isteyenler günlerce İstanbul trafiğinde pes ettikten sonra, sanatseverlikten vazgeçme noktasına geliyorlar. Yapılacak olan bu projenin İstanbul trafiğini kısmen rahatlatacağını düşünmek hayal olmasa gerek. Sinemaların, tiyatroların, galerilerin, film stüdyolarının hatta televizyon kurumlarının sanatsal faaliyetlerini sürdürmeleri, hayallerimin en yücesi olduğunu söylemekten çekinmiyorum. Hatta imkansızı düşleyen kişilerin sınıfında olmak durumunda bile olsam.
Lütfen siz de bir düşleyin. Gelin benimle birlikte beraber düşleyin. Bir an dahi bile olsa düşün kişiliğimize tattıracağı hazzı tiyatroların sanat galerilerinin, TV stüdyolarının bir arada olabileceği bu mekanı düşleyelim. Hollywood’da dünya devi haline gelen film stüdyoları ile ortak projeler gerçekleştirmek için, bu arazinin keşfiyle başlayalım işe, pozitif düşünelim pozitif yaşayalım pozitif oluşsun bu proje saygılarımla.
Heykeltıraş Ahmet Nuray -
III. BURSA İPEKYOLU FİLM FESTİVALİ RESİMLERİ
( 1 Makale )
III. Uluslararası Bursa İpekyolu Film Festivali için yapılan Altın Karagöz ödülü Bursa İpek Yolu Film Festivali’nin üçüncüsü 2009’de düzenlenecek. Hacivat ile Karagöz ailesinin tiplemelerinin İpek Yolu üzerinde bulunan devletlerde tanıtılması amacıyla iki boyutlu ve üç boyutlu eserlerinin yapılmasını planlıyorum. Yapılan eserlerin (resim ve heykel) Bursa’dan başlamak şartıyla Çin’e kadar uzanan İpek Yolu üzerinde sonradan kararlaştırılacak birçok şehirde sergilenmesini düşlüyorum. Serginin yanı sıra, 2007 senesinde festivalde ödül almış filmlerin ve Türkiye ile ilgili tanıtım filminin de gösterilmesi bu proje kapsamında sağlanabilir.
Heykeltıraş Ahmet Nuray. -
İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ
( 1 Makale )
Çalışmalarımı dünya galerilerinden Türkiye’ye taşıyan bir sanatçı olarak, gittiğim her kasabada küçük zanaatkârlara uğruyor, onlarla konuşuyor, dertlerini dinliyorum. Arşivim unutulmaya yüz tutan bu sanatçıların yaşam öyküleriyle dolu.
Örneğin Gerze’de gördüğüm keser ustasına hayran olmuştum. Demire verdiği şekillerin, motiflerin, Türk süsleme sanatının şaheserleri olduğunu görmüştüm. Dünyanın hiçbir yerinde soğuk demire elle şekil veren bu sanatçılara rastlanamayacağını işte o zaman fark etmiştim.
Sanatçısına sahip çıkan devletin reklama ihtiyacı yoktur, diye düşünüyorum. Tek dileğim bu insanlara sahip çıkılması ve bu değerli mirasın yok edilmemesi. Bana göre Anadolu'nun gerçek sanatçıları onlar. Binlerce sanatçı keşfedilmeyi bekliyor.
Hâlbuki yurt dışında birçok değişik kültürde yetiştirilemeyecek olan, eşine ender rastlanan sanatkârların Türkiye’de sayılamayacak kadar çoğunlukta olduğunu biliyoruz. Dünyanın ilk medeniyetlerinin doğduğu yer olan topraklarımız zengin kültürel mirasıyla bu sanatçılara ilham kaynağı olmuştur. Bu kaynaktan daha çok insanın yararlanabilmesi için tarafsız uzman bir grup oluşturulup göz ardı edilen zanaat ve sanat erbabı insanlara destek sağlamak amacıyla yola çıkmalıyız.
Sanat halk için olmalı ama sanatçı da eserlerinde özgür olmalı, istediğini yapabilmeli. Sanatçısına devleti sahip çıkmalı, yardım etmeli ki Türk sanatçısı ebediyete kadar çalışmalarına devam etsin. Vatanı ve milleti için üretmekle geçsin hayatı, katkıda bulunsun gelecek yüzyıllara.
Öyleyse, Türkiye çapında değişik el sanatlarıyla dikkati çeken sanatçıların vali, kaymakam, belediye başkanı aracılığıyla keşfedilmesi gerekmez mi? Tespit edilen bu sanatçıların özgün eserleri, bir araya getirilerek Geçmişten Geleceğe konseptiyle sanat merkezlerinde teşhir edilmesi sağlanamaz mı? saygılarımla.
Heykeltıraş Ahmet Nuray.
-
KÜLTÜREL İLİŞKİLER RESİMLERİ
( 1 Makale )
Uluslararası düzeyde tanınmış heykeltıraşlar İstanbul’a davet edilerek sanatçıların kendi üslubuna uygun eserlerinin mermerden yapılmasını sağlamak amacıyla bir yer tayin edilmesi, malzeme temin edilmesi, konaklamalarının sağlanması, kültürlerarası iletişimi oluşturmak amacıyla çok iyi bir fırsat olacaktır. Avrupa’nın çeşitli kentlerinden, devletlerinden çağırılacak olan bu sanatçılar Türk misafirperverliğini, Türk kültürünü ve Türk sanatçılarını hatıralarında canlandıracaktır. Memleketlerine dönünce, izlenimlerini kendi vatandaşlarıyla paylaşacak olan bu sanatçı kitlesinin, Türkiye’nin tanıtımında yardımlarını sağlamanın çok iyi bir fikir olacağını düşünüyoruz.
Bu etapta düzenlenecek olan heykel yarışmalarının, uluslararası bir jüri tarafından tespit edilip ödüllendirilmesi gerekir. Verilecek olan maddi ve manevi ödülün yanı sıra İstanbul konulu yapılacak olan üç boyutlu bir amblemin (içinde heykelcikle) kendilerine verilmesi neticesinde kültürler arası diyalogun sağlandığının tescili olabilir saygılarımla.
Heykeltıraş Ahmet Nuray
-
ŞİİRDEN YONTULAN HEYKEL RESİMLERİ
( 1 Makale )
Türkiye’de hatta dünyada bir ilke imza atmak istiyoruz. Edebiyatın plastik sanatlara katkısı tartışılamaz. Sanat dalları arasında hep bir etkileşim, iletişim süregelmiştir.
Bu düşünceden yola çıkarak bir proje hazırladık. Bir şiir yarışması düzenleyelim. Katılanlar arasından öyle bir şiiri seçelim ki bize sanatı anlatsın. Damarlarımızda sanatı hissettirsin. Öyle bir şiir seçelim ki bu vatanın bağrındaki güzellikleri nakşetsin benliğimize. Çağlardan beri bu toprakların ozanlarının haykırışlarını dile getirsin. Vatan sevgisini hissettirsin bize gözlerimiz yaşarana dek. Anne sevgisini, İstanbul’un sesini, martılarıyla, yağmur sesleriyle, boğazın o güzelim dalgalarını anımsatsın bize. Bir şiir seçelim ki abideye dönüşsün yazı öncesi zamanlarda bile. Tüm insanlığı kucaklasın İstanbul İstanbul diye…
Bir grup heykeltıraşın bu şiirden yola çıkarak tasarladığı maketler arasından jüri tarafından 10–15 eser ile bir sergi oluşturulmasını da planlıyoruz.
Saygılarımla Ahmet Nuray. -
FİKİR VE PROJE SERGİSİ RESİMLERİ
( 1 Makale )
Sanat eserleri üretmenin sanatçı açısından vazgeçilmez kurallarından en önemlisi olduğunu biliyoruz. Sanatçının fikir üreticisi olduğunu düşünmek yanlış mı olur? Bir sanatçı olarak ben de üretmeye devam edeceğim. Elbette alışıla gelen bu geleneğin yanı sıra yeni bir anlayışla sergi açmayı düşünüyorum. Açacağım bu serginin günümüzde yapılan sergilerden bir farkı olmalı diye düşünüyorum. Öyle bir sergi olmalı ki, resim ya da üç boyutlu eserlerin sergilenmesi yerine, bu güne kadar tasarladığım, düşündüğüm tüm projeleri tuval üzerine yazarak resim tablosu sergilercesine fikirlerimden ve projelerimden oluşan bir sergi olsun. Adına 'Projeler Sergisi' verilsin. Rengarenk boyalarla bezenmiş, şekillendirilmiş, tasarlanmış yağlıboya tuvalleri sergilemenin ötesinde, harflerin tuval üzerinde birbiri ardında bir araya gelerek fikirlerimi, projelerimi anlatan bir sergi olsun. Belgesel nitelikli, görselliğin ikinci planda olduğu, fikir bombardımanı içinde düşüncelerin gelecek projelerle aydınlandığı bir sergi olsun.
Kısacası projeler birer tuval üzerine estetik bir yazı üslubuyla projeleri anlatarak, bu projenin galeri anlayışına yeni bir zenginlik getireceğine inanıyorum. Belki de bir gün çok uzaklardaki bir zaman diliminde mutlaka oluşturmak istediğim bir sergi. Yüzlerce projemin kağıt aralarında kalması yerine, tuvallerde bile olsa haykırması, vazgeçilmez düşler ötesidir.
Saygılarımla Ahmet Nuray.
-
SPONSORLAR ÜLKESİ TÜRKİYE FİKİR RESİMLERİ
( 1 Makale )
Evet yanlış duymadınız, Sponsorlar Ülkesi Türkiye dedim. Projenin isminden de anlaşılacağı gibi her projenin finans kısmı çok önemlidir. Ülkemizde uluslararası pazarda devleşen birçok özel şirket bulunmaktadır. Buzdan Heykeller Projesi ile Sponsorlar Ülkesi Türkiye Projesi birleştirilerek İstanbul ve bu projeye destek verecek kurum ve kuruluşlar yararına olacak bir projedir.
Sponsorlar tarafından karşılanacak bu proje ile İstanbul’a Avrupa’nın birçok şehrinden gelecek sanatçıların eserleriyle donatılan bir 'Sanat Parkı' kazandırılacaktır, üstelik belediyenin kasasından ödenek sağlanmadan. Şöyle ki projeye katılımda bulunan kurum ve kuruluşları temsil edecek herhangi bir obje ya da figüratif bir eserin, sanatçının yorumu da göz önüne alınarak üç boyutlu bir şekilde buzdan heykeller olarak gerçekleştirilir. Ancak bu heykellerin malzemesinden dolayı kalıcı olmadığı göz önünde bulundurularak kalıbı çıkarılıp, kalıcı bir malzemeyle döküm yapılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin göstereceği bir alanda kalıcı sergi haline getirilebilir.
Bu proje kapsamında yapılacak olan eserleri ve sanatçıyı ödüllendirecek bir yarışma da düzenlenebilir.
Bu proje daha önce kimse tarafından yapılmamış bir teknikle tarafımdan gerçekleştirilmiştir. Bu gösteri bile Türkiye’nin tanıtımı açısından bir fırsattır.
Hayal ettiğim 'Sponsorlar Ülkesi Parkı' projesi sayesinde şirketler hem bir eser sahibi olacak hem de kalıcı bir reklam parkına imzalarını atacaklardır.
Saygılarımla Ahmet Nuray.
-
KUMDAN HEYKEL RESİMLERİ
( 1 Makale )
Özellikle yaz aylarında düzenlenen kumsal yarışmalarında, kumdan yapılan eserlerin birkaç gün içinde bozulması, sanat ve sanatçı açısından üzücü ama kaçınılmaz bir gerçektir. Birçok ülkede her sene tekrarlanan kumdan sanat festivallerinde eserler kalıcı bir hale getirilememiştir. Özel bir teknikle yapılan eserleri, istediğim her türlü malzemeye dönüştürmek için teknikler geliştirdim. Bu tekniği İstanbul’un uygun noktalarında uygulayarak heykellerle donatmak istiyorum.
Proje kapsamındaki eserlerin yapım şekliyle ilgili detayları, düzenlenecek bir kurula görsel olarak uygulamayı, onları bilgilendirmeyi hedefliyorum.
Saygılarımla Ahmet Nuray
-
BUZ HEYKEL RESİMLERİ
( 5 Öğeler )
Alışıla gelen galeri kapsamında normal üç boyutlu heykel sergisinin haricinde, buzdan yapılmış heykellerin sergilenmesini ilk bakışta imkansızmış gibi düşünebiliriz. Ancak geliştirdiğim bir teknikle bu sergiyi mümkün hale getirebileceğimi biliyorum. Sadece sergi için alt yapının oluşması söz konusu. Günümüz imkanlarında bu alt yapının temin edilmesi teknik açıdan mümkündür. İlk defa böyle alışıla gelenin dışında serginin sanatseverlerle Ağustos ayında bile buluşması mümkün. Proje detaylarının ilgilenen kurum ve kuruluşlarla karşılıklı görüşülmesi kaydıyla, proje inceliklerinin görüşülmesi gerekir. Projenin esas önemi, uluslararası düzeyde sergilenebilecek olması ve Türkiye’nin dünya sanat camiasında göreceği ilgi içindir. Özel tekniklerle ortaya konulmuş bu serginin Türkiye yararına basından büyük destek göreceğine inanıyorum. 30 cm ile 90 cm yüksekliklerinde olan heykellerin sıcak ortamlarda bile buz halinde uzun süre kalıcı olarak sergilenmesi mümkündür. Projenin olurluğunun kanıtlanması için ilgili kurum ve kuruluşlarla görüşebilirim. Gelin hep beraber bu projenin altına imza atalım.
Grancy’den Amerikalı heykeltıraş Nuray, bilhassa Jad ve yılan taşı üzerine işlenmiş eserlerinden tanınır. Mollendruz’da Cumartesi günü sanatını kar üzerine uyguladı. Kaderi bir günlük olan bu heykelde, ona bölgenin tüm ufuklarından gelmiş arkadaşlardan oluşan bir grup yardım etti. Bu proje Nuray’ın zihninde bir yıl önce filizlendi. Diğer bölgelerde var olan heykel yarışmaları ile ilgilendiğinden, Vaudois Jura’sında bu tür bir faaliyet düzenlemeye karar verdi. Eserini gerçekleştirmek için Mollendruz’u seçti.
Lozan çevresinin öğrencileri olduğu kadar Grancy’nin gençleri de heykeltıraşa yardım elini uzatmaya geldiler. Fakat gün boyunca başka birçok arkadaşı da bu buzdan filin gerçekleştirilmesinde katkıda bulundu. Hortumunu göğe kaldıran kalın derili fil motifini Nuray, bir Hindu heykelinden seçti. Bu dinde, bu duruş şekli, mutluluk ve başarı işaretini temsil eder.
Yaklaşık yarım gün boyunca 10m3 karı, yerinden oynatmak gerekti. Fakat sonuçta bu zorluğa değdi. Eğer Nuray’ın sanatı ilginizi çekiyorsa, eserlerini şu sıralar -bu kez sert malzemelerden- Lozan Zooloji Müzesi’nde sergilemekte olduğunu biliniz.
-
MEDYA HEYKEL TASARIM RESİMLERİ
( 5 Öğeler )
Doğan Medya Grubunun tüm faaliyetlerini sembolize eden çalışmalarını, tek bir heykel tasarımı üzerinde toparlanarak 7 metre boyunda bir anıt haline getirilmesi.
Medya sektörünün vazgeçilmez isimlerinden olan Doğan Grubunun bugüne kadar sanat ve sanatçıyla iç içe çalışmalarını yakından izliyoruz. Medya kuruluşlarının vazgeçilmez hammaddelerinin en önemlilerinden olan sanat ve sanatçı her fırsatta kendileri topluma anlatabilmek için basından yardım görmüştür. Sanata ve sanatçıya olan katkılarının kanıtı olarak düşündüğü bir yapıtın şekillendirilmesi Doğan Grubunun medya faaliyetlerinin çok yönlü çalışmalarını sembolize eden bir anıt haline dönüşmesi için alt yapısının ayrıntılarıyla birlikte planladım. Birçok çizim gerçekleştirdim. Sunumla birlikte projenin uygunluğu hakkında karşılıklı konuşarak daha detaylı tasarımlar hazırlamak istiyorum. Aşağıda Doğan Medya Grubu için hazırlanan birçok taslak göreceksiniz. Yedi metre olmasını istediğim anıtın yeri tarafınızından tespit edilirse mekan ve ortam araştırması yaparak yeni taslaklar çizmek isterim. Mekana uygun olan tasarımlar 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olacak olan İstanbul’umuza daha çok yakışacağını düşünüyorum.
Birkaç ay evvel malum medya sektörünün proje yarışması olmuştu. Hatırlayanlarınız vardır mutlaka. Öğrencilerimin hatırına katıldım. Altı yüz sayfaya yakın doküman iki kitap haline getirip teslim edildi. Sözde yarışmada daha günü gelmeden birinciyi ilan ettiler. Tabiî ki malum medya bilinen kişilere ödülü vermesi normal bir şey, anormal olan benim özene bezene hazırladığım iki ciltlik proje kitaplarıydı. Kitapların anormal tarafı olur mu diyebilirsiniz. Hemen size izah edeyim. Matbaadan yeni çıkmış kitapların bir sayfası dahi katlanmamıştı. Yeni kitap alıp okuyanlarınız bilirler. Kısacık bir not düşlemiştim. Geri kalanını size başka bir makalede not düşerim saygılarımla.
Kuantum Düşünce Grubu Kurucu başkanı Ahmet Nuray
-
ARKEOLOJİ SANAT İLİŞKİSİ RESİMLERİ
( 1 Makale )
Bugünki sanat, yarınlarda arkeoloji için direkt olarak malzeme olacaktır. 2000 sene evvel sanat uğraşları sergileyen toplumlar ve bu toplumlarda sanata gönül vermiş insanların yarattığı eserler heykel-seramik eserler gibi bugünün arkeolojisinin, vazgeçilmez hazineleri olmuştur. Öyle ise bugünün sanatçıları 2000 sene sonrası arkeoloji için, mücevher değerinde eserler olamaz mı? Bu konu ile ilgili naçizane yeni bir önerim olacak.
Günümüzün arkeoloji uzmanları, özellikle Çağdaş Sanat Eğitimine önem verenler günümüzün ve geçmiş yakın tarihimizin, üstat sanatçılarını eserleri ile birlikte kayıt altına almaya başlayalım. 2000 sene sonra aynı meslek ile uğraşan, torunlarımız olacak arkeoloji uzmanlarının ellerine hazır bir doküman bırakalım.
Hepimizin bildiği gibi geçmiş tarihlerde, bilinmeyen medeniyetlerin kazılar neticesinde, ortaya çıkan sanat eserlerini kimler tarafından, hangi medeniyetler tarafından yapıldığını tam olarak tahmin edemediğimiz için, birçok uzun araştırmalar sonucunda yoğun bir çaba sarf etmiyoruz.>br> Gelecek olan nesil çağımızın sanatını, sanatçılarını, kayıt altına alarak GELECEĞİN ARKEOLOJİSİ adı altında arşivlememizin ne sakıncası olabilir? Tabii ki arkeolojinin anlamının ne olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Kazılar sonucu medeniyetleri keşfeden bu uzman kadronun kıymetini tüm dünya takdir ediyor. Ancak gelecek olan nesillerde arkeolojinin görevini daha işlevsel hale getirilmesini sağlamak amacı ile böyle geniş kapsamlı bir projeyi başlatmak, acaba hangi milletin topluluğuna nasip olacak?
Arkeolojiyle ilgilenen hangi kurum ve kuruluş bu fikrin altına imza atacak? İşte biz Kuantum Düşünce Grubu elemanları olarak bu fikrin altına imza attık, sizler kullanın diye saygılarımla
Araştırmacı-Sanat Eleştirmeni AHMET NURAY
-
SANAT GALERİSİ - Çocuk Gibi Resimler
( 4 Öğeler )
Çocuk yaşta sanatın özgün meziyetlerinin farkına varan genç sanatçılar, lise ve üniversite öğrenim yıllarında sanat rüzgârının ılık esintileri arasında yollarına devam ederler.
Çocuk gibi resimler çizmeye, boyamaya özen gösteren genç dahiler saflığın ritmiyle çocuksu duyguların heyecanı ile sanat hayatına devam edeceklerdir.
Çocuk gibi çizen, sanatçı gibi düşünen, ustalar gibi eserler üreten genç dahiler gelecek kuşaklara armağan edecekleri yapıtlarıyla sonsuza dek sanatçı olarak anılacaklardır.